18 Haziran 2026, Perşembe
23:14

Makamın Değil, Emanetin Peşinde

Makamın Değil, Emanetin Peşinde

Yazar: Mehmet Emin Koşal

Makamın Değil, Emanetin Peşinde

“Makamlar insanları büyütmez; insanlar makamların itibarını yükseltir."

Diyarbakır’da yeniden bir il başkanlığı süreci yaşanıyor. Ancak tartışılan yalnızca bir isim değil; aynı zamanda yılların biriktirdiği beklentiler, kırgınlıklar ve muhasebelerdir.

Her yeni süreç umutla başladı. Fakat çoğu zaman bu umutlar, beklenen değişimi ve heyecanı üretemedi. Şehre hizmet etmek, davaya omuz vermek ve milletin emanetini taşımak iddiasıyla göreve gelenlerin önemli bir kısmı, ne yazık ki geniş kitleleri kuşatan bir anlayış yerine dar çevrelerin gölgesinde kaldı. Böyle olunca da dava ruhunun birleştirici dili zayıflarken, samimiyetin yerini zaman zaman aidiyetler ve ikili ilişkiler kapladı.

Oysa dava; birkaç kişinin etrafında şekillenen bir yapı değil, milyonların duası, emeği ve fedakârlığıyla büyüyen bir yürüyüştü. Bu yürüyüşün asıl gücü makam sahiplerinden değil, karşılık beklemeden çalışan, inandığı değerler uğruna emek veren insanlardan gelir.

Ne var ki her il başkanlığı sürecinde birbirine benzer manzaralarla karşılaşıyoruz. Kararlar verilmeden isimler dolaşıma sokuluyor, kulisler istişarenin önüne geçiyor. Kimi isimler çeşitli mecralar aracılığıyla öne çıkarılırken, kimi isimler hakkında algılar oluşturuluyor. Sürecin uzadığı her gün ise yeni kırgınlıklar ve yeni küskünlükler üretiyor.

Bugün birçok insanın sürece temkinli yaklaşmasının nedeni de budur. Vatandaş artık yalnızca isimlerin değişmesini değil, anlayışın da değişmesini bekliyor. İnsanlar yeni yüzlerden önce yeni bir yaklaşım, yeni söylemlerden önce samimi bir duruş görmek istiyor.

Mevlânâ'nın şu sözünü, belki de  bu noktada hatırlamalıyız zor hatırlatmalıyız kendimize:

“Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşabilir."

Bugün ihtiyaç duyulan şey de tam olarak budur: Aynı makamı hedefleyenlerin değil, aynı ideale inananların ortak hissiyatında kenetlemeli herkes.


Çünkü dava; makam elde etme yarışı değil, yük omuzlama sorumluluğudur. İsimlerin değil ideallerin, hesapların değil hizmetin, kişisel beklentilerin değil millet sevdasının merkezde olduğu bir anlayıştır.

Diyarbakır’ın bugün ihtiyacı olan şey; herhangi bir grubun veya çevrenin temsilcisi olacak bir isim değil, şehrin tamamını kucaklayabilecek bir iradedir. İnsanları ayrıştırmadan bir araya getirebilen, liyakati esas alan, makamı bir ayrıcalık değil emanet olarak gören bir anlayıştır.

Sürecin sonunda tercih edilecek isim; kulislerin değil istişarenin, ilişkilerin değil ehliyetin, yakınlıkların değil fedakârlığın temsilcisi olmalıdır.

Daha da önemlisi, bu emaneti üstlenecek kişi; Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllardır savunduğu büyük Türkiye idealini, millet ve devlet tasavvurunu, hizmet siyasetini ve dava şuurunu Diyarbakır’da hakkıyla temsil edebilecek bir adanmışlığa sahip olsun.

Çünkü bazı makamlar bir mevki değil, ağır bir sorumluluktur. O sorumluluğu taşıyabilmek ise yalnızca yetkiyle değil; samimiyetle, ferasetle ve dava bilinciyle mümkündür.

Ümidimiz; sürecin sonunda kazananın bir isim değil dava, bir kişi değil ortak ideal olmasıdır. Ve Diyarbakır’da bu emaneti taşıyacak kişinin, gönüllerde karşılığı olan, dava ahlakını önceleyen ve hizmeti makamın önünde tutan gerçek bir dava insanı olmasıdır.